CeyhunYılmaz


 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Bulanmadan Durulmaz Sular

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
poe
tecrübeli üye
tecrübeli üye
avatar

Mesaj Sayısı : 193
ruh hali :
Kayıt tarihi : 07/10/08

MesajKonu: Bulanmadan Durulmaz Sular   Çarş. Ekim 15, 2008 1:01 am

Şöyle bir kafamı bulandırayım. Öyle ya, bulanmadan durulmaz sular. Belki paradoks zaten sözün üzerinde. Yani, su aslında durulmuştu da onu biz bulandırıyoruz. Sonra yeniden durulmasını bekliyoruz/ umuyoruz. Hayat üzerine ne çok şey aynen böyle. Biz insanlar kulağımızı tersten göstermeye bayılırız. Yaşamak denilen, aynı hataların tekrar tekrar tekrarlanması. Öyle ya, bir zaman sonra konular biterdi yoksa. Sürekli bir döngü içerisindeyiz. Dünyanın döne döne gideceği bir nihai hedefi yok galiba. Büyük ihtimal bizim de yok. Sadece gündelik küçük oyunlarımızı oynayarak zaman geçiriyoruz.

Çevrenize bir bakın.. az kazanan da, çok kazanan da hayatlarını yaşıyor. Birinin hayatı diğerinden çok çok üstün değil. Hatta, bunun değerlendirmesini bile yapamayız. Geri planda, ahlaki boyutta nasıl bir karşılığı var; biz bilemeyiz. Çünkü, gözlerimizde ve kulaklarımızda perde olduğu gibi, bilinçimizde de çok kalın perdeler var bence. Bunun esas sebebi, handikaplı olarak yaratılmamız. Bilincin tümü bir okyanussa, bizim payımıza düşen sadece bir kaşık. Ve bir kaşıklık akılla ahkam kesmeyi biliyoruz/ seviyoruz. Belki de kesmemiz gerekiyor. Yani, bu doğru bir eylem. Ferhat'ın dağları delmesi gibi... Eğer, baştan inansaydı işin olmazlığına hiç onca zahmete girmezdi. Bu hikayeden kendimize çıkaracağımız dersler var. Gündelik alışkanlıklarınızı bir gözden geçirin. Örneğin, sürekli kaşlarınızı çatıyorsanız, bir zaman sonra alnınızda izler kalıcı olmaya başlar. Her aşkam dişlerinizi fırçalarsanız dişleriniz sağlıklı kalır. Hergün bir paket sigara içerseniz akciğerleriniz ziftle sıvanır. Günde ortalama sekiz saatten fazla uyuma alışkanlığınız varsa kaslarınız dumura uğrar... Tekrarlanan eylemlerle ne büyük etki yaratılacağını pek kestiremeyiz. Çin işkencesinde işkence aleti sadece damlalardır. Her bir darbe, rezonansı arttırarak yıkıma neden olur.

Puslu mantığın, mantığı da pusludur. "Evet" ve "Hayır" gibi kesin cevaplar yoktur. Cevap, arada derede bir yerlerdedir. Ne tam "olurdur", ne de tam "olmaz". Ben, bu sistemi biraz internete benzetiyorum. Diyelim iki şıklı tek bir anket sorusu var. Bir bilgisayar kullanıcısına soruluyor... Ya birinci şıkkı işaretleyebilir, ya da ikinci. Mantıksal oran, yüzde elli. Ama kullanıcı sayısını arttırırsak, "görüş farklılıkları" da artar. Tıpkı dijital fotoğraf makinesinin resim çözünürlüğü misali. Yani, her bir piksel birer kullanıymış gibi.

Sayıyı/ miktarı ne kadar arttırırsak o kadar iyi olur mu? O derece net görüntüler/ resimler elde edilebilir mi? Ya da zaten görüntülenecek bir görüntü yok da biz mi kuruntular içerisindeyiz? Kanılarımız ve değer yargılarımız düşük piksel üzerinden mi çalışıyor? Bu kısır döndü bizi nereye kadar tutsak edecek?

O geniş ekranda ne kadar küçük yer tutarsak tutalım, yaşadığımız ortamların yaşam kalitesini arttırmak için bireysel insiyatifimizi hep kullanmak durumundayız. Bu, bu dünya yaşantısında üzerimizde giydirilmiş bir gömlek. Zorluklar, sıkıntılar, engeller, yetersizlikler, güvensizlikler, isteksizlikler, kaytarmalar ve "tatlı hayatlar" bahane değil. Bilinç yollarında çıkılacak basamaklar varsa kollektif olarak gayret gösterilmelidir. Damlaların toplanarak denizleri oluşturması gibi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Bulanmadan Durulmaz Sular
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
CeyhunYılmaz :: Edebiyat Şiir Hikaye :: Kişisel Gelişim Hikayeleri-
Buraya geçin: