CeyhunYılmaz


 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Röportaj "Gözyaşlarımla stadı terk ettim"

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
admin
admin
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 974
Yaş : 26
Nerden : Çanakkale
ruh hali :
Tuttuğu Takım :
Kayıt tarihi : 01/10/08

MesajKonu: Geri: Röportaj "Gözyaşlarımla stadı terk ettim"   Salı Ekim 07, 2008 12:27 am

Fenerbahçe'nin son zamanlardaki transfer atakları bazı kesimler tarafından eleştiriliyor. Mesela, "Carlos, sadece forma sattırır" şeklinde serzenişler var. Bu görüşlere katılır mısın?

Buna katılmak mümkün değil.. Roberto Carlos'u forma sattıran kişi olarak algılamak, o kişini kültürü ve dağarcığıyla ilgilidir. Herhalde ifade yönünde sıkıntı çekiliyor ki, böyle saçma sapan sözler sarfediliyor. Carlos bir dünya devi.
Roberto Carlos'u seyretmek, Türk izleyicisi için de bir ayrıcalık aynı zamanda.
Gönül ister ki, Roberto Carlos, 26 yaşında gelseydi ama!.. O sıralar birazcık meşguldü kendisi!..

O yıllarda da paramız da çıkışmazdı herhalde!...

Roberto Carlos'un Türkiye'ye gelmesi hakikaten büyük bir olay ve Fenerbahçe Yönetim Kurulu'nun başarısıdır. Türk Futbolu'na çok güzel bir renktir. Tebrik ediyorum ve Fenerbahçe'nin oynadığı futbolu beğeniyorum. İyi olan her şeyi almak zorunda hissediyorlar kendilerini.

Yıllardır, çocukluğumdan bu yana Fenerbahçe aynı mevkiiye 2-3 tane adam alır. Hatta aynı mevkiiye benzer oyuncuları almanın faydasını gördü, ikinci takımı çıkardı. Çok güzel de, ikinci takım ne yapacak Fenerbahçe maçlarını oynarken, bilemiyorum? Nerede kullanırlar onları?... Başarılı, güzel insanlar var. Türkiye'deki kaliteli oyunculardan biri. Ama Vederson, uyuz uyuz bakıyor Carlos'a. Haliyle, hayranız, seviyoruz ama nasıl oynayacak Vederson? Nerede oynayacak? Stadı geçince biraz ileride mi?!..

Futbol sohbetimiz sürerken, radyo programı bu tabii. Müzik yayınlarıyla soluklanıyor Ceyhun ve ekibi...
Ya bakın az kalsın unutuyordum...
Ceyhun Yılmaz, bu programa genç ve dinamik bir kadro eşliğinde hazırlanıyor...
Erdal Orçun Yüksel, Aykut Yıldırım, Nurgül Sevil Kılınç, Emre Tuncer, Ebur Arman'dan oluşan kadro, ortaya çıkan keyifli programın her saniyesinde Ceyhun ile adeta omuz omuza...


NUSAYBİN HANGİ ÜLKENİN TAKIMI?!..

Stüdyo içerisinde Siirt deplasman arkadaşlığımızı hatırlamadan geçemedik..
Bakınız nasıl?..
Esasında komik bir anı ama kimseyi kırmak niyetinde olmadığım için biz de kalmasını yeğ tuttuğum hatıralardan biriydi bu. Ceyhun yayında anlatınca yapacak bir şey de kalmamıştı artık...
Ceyhun bi işte...
İsterseniz Ceyhun Yılmaz'dan dinleyelim...
"Saadet ile beraber Siirt'te gayet büyük bir masada oturuyoruz. Tanju Çolak, Siirt'in yeni teknik direktörü olmuş. O gün, o masada bulunanlardan biri de ünlü radyocu ve aynı zamanda sunucu-program yapımcısı, çok zeki insan Ayca Şen'di... Hatırlıyorsun Ayça'yı?.. Ayça şu an yine dergide yazıyor.

O gün dediler ki, 'Başka maçınız var mı izleyebileceğimiz?'.. Siirt'in başkanı da, 'Yarın Nusaybin ile oynayacağız' dedi. Bunun üzerine Ayça'dan şöyle bir soru geldi. 'Avrupa maçı mı?!'... 'Hayır efendim, Mardin'in ilçesi Nusaybin' denince, Ayça da, 'Hı, pardon!' demek zorunda kalmıştı..."
Evet, "Nusaybin, hangi ülkenin takımı?" sorusunun yöneltildiği anı unutmak mümkün değil tabii ki...
Hazır Güneydoğu'ya doğru uzananca, bir anı daha geliyor Ceyhun'dan canlı yayında...

"Askerdeyken Van'daydım. Daha sonra gezmeye başladım. İstanbul'dan bir arkadaşım aradı. Kulakları çınlasın, Berna... 'Nerdesin şimdi, yine Van'da mısın?' dedi. 'Yok, bu kez Batman'yadım' dedim. Ne dese iyi?.. 'Aman aman!.. Doğu'dan kurtulmuşsun, oralar iyidir!.." Batman derken, herhalde Batman'leyim zannetti!.. Takılıyorum işte hesabı!.."

Ama unutulmayacak bir şey daha var ki, yayında zaman ilerliyor...
Yayının sonuna yaklaşılırken, son arada ben de son sorularımı soruyorum artık.

SUYUN TERSİNE AKIYORUM

Yeni bir sinema filmi olabileceğinin haberini veriyor Ceyhun sohbet esnasında...
"Maskeli Beşler'in 3'ü çekilecek mi diye bir konuşma yaptık. Şu an sadece görüşme aşamasında. Filmin olup olmayacağı bir belirlensin bakalım, sonra ben de olabilirim..."

Yeni bir show programı düşündüğünü ve hemen hemen gerçekleşme aşamasında olduğunun bilgilerini de alıyorum Ceyhun'dan...

"Eylül'den sonra hafta içi her gece yayınlanacak bir gündem-mizah programı düşünüyoruz. Çünkü, ben siyasi taşlamaların televiziyonda eksik kaldığını düşünüyorum. Zeki Alasya-Metin Akpınar'ın Kandemir Konduk kaleminde yaptıkları o mizahın tadı yok sanki artık. Şimdiki komedyenlerimiz ilgilenmek istemiyorlar bunlarla çünkü. Girmek istemiyorlar. Suyun akış hızını değiştirmek istemiyor olabilirler. Suyun normal akış hızı olmadığı için bende!... Projenin kanalı henüz belli değil. Ben projelerimi hazırlarım, kanal bana teklif getirdiği zaman önlerine koyarım. Bizim sistemimiz böyle işliyor. Biri bana biz size şöyle bir şey düşünüyoruz dediğinde, 'Bende de bu var, haberiniz olsun' diyorum."

GÖZYAŞLARIMLA STADI TERK ETTİM

Yayın arasında, "Sporla ilgili bir şeyler daha söylemek istiyorum ama bunu özellikle yayında konuşalım" dediğinde Ceyhun'un az çok kafasından neler geçtiğini tahmin edebiliyordum.

Stüdyoya girdiğimizde ise bu sözlerini hatırlatarak, mikrofonu yayının sahibine devrediyorum.

"İnsanların bir tiyatro etkinliğini ya da sinemayı seyreder gibi o tatta izleyip, maçları kişiselleştirmeyip, küfürleri çıkarırlarsa olay çok daha güzel bir hale gelecek. Bizim ülkemizde böyle değil spor. Bakın Tuncay Şanlı Middlesborugh takımına gitti. Takım 1-0 yenildi. Ama Tuncay Şanlı çıkışta imza dağıtıyordu. Tugay ile defalarca konuştum. Biliyorsun, yıllardır İngiltere'de oynuyor. İlk zamanlarda çok şaşırmıştım diye anlatırdı. 'Maçtan sonra eşlerinizi de alın akşam yemekteyiz' demiş başkan. Herhalde şaka yapıyorlar zannettim, şaşırarak...

'Asıl, yenilince takımın desteğe ihtiyacı var' diye topluca eğlence mekanı tercih ediliyormuş. Maçtan çıkınca insanlar, senin sporculuğunla, kişiliğinle ilgileniyorlar. Hayranlıklarını ya da eleştirilerini dile getiriyorlar. Bu kültürün ülkemize yerleşmesi gözlerimi yaşartabilir. En son Fenerbahçe-Galatasaray maçında kendi takımımın taraftarından nefret edip, futbolcuların üzerine su atan insanların yanında gözyaşları içerisinde terk ettim 21. dakikada stadı. Çünkü bir şey gördüm orada. Galatasaray sevgisi için toplanması gereken güzel insanların yüreğinde ve gözlerinde Fenerbahçe nefreti vardı. Bazı nefretler sevgiyi tehdit eder hale geldiğinde bizim elimizi vicdanımıza koyma zamanımız gelmiş demektir. Yoksa, biz daha çooook seyircisiz maç seyrederiz"



ARANAN SLOGAN BULUNDU: BİRAZCIK İNSANLIK...

Artık veda zamanı...

Son sözler için söz Ceyhun Yılmaz'un spor kamuoyu içinden gelen bir isim olarak neler var bakalım dilinin ucunda?..

"Bu sözlerin ciddiye alınmasını rica ediyorum. Eskiden sevinmek çok keyifliydi. Karşı takım alkışlandığında, keyif almayan varsa, spordan elini çeksin. Taraftarın, biraz kendine çeki düzen vermesi lazım. Eğer, ekonomik alış verişse insanları gaza getiren. Dfazla nefretten medet uman özellikle yöneticiler, derhal vaçgeçsinler bu işten. Senin zekanın belki de bin katı var adamlarda. Senin kazandığın ya da kaybettiğin paranın trilyonlarcasını kazanıyorlar. Ama bak Chelsea'ye, Manchester United'ı alkışladı. Birazcık insanlık. işte slogon bu...

NEFRETTEN KAÇIYORUM TRİBÜNÜ BIRAKIYORUM

Fenerbahçe-Galatasaray maçında aynı beklenti vardı, hatırlarsan? 'Alkışlanacak mı?' diye...

Ben alkışladım. Tek başımaydım, ama alkışladım. Sözlerim yanlış anlaşılmasın. Benim Galatasaray sevgimi benden hiç kimse, ama hiç kimse alamaz. Ne futbolcusu, ne taraftarı, ne gelen giden başkanları... Ben çocukken de Galatasaraylıydım. O futbolcuların hepsi şimdi başka bir iş yapıyor. Ben yine Galatasaraylıyım. Bu nefreti görmek istemediğim için, tribün taraftalığını bırakmak üzereyim. Fenerbahçe'ye de, Beşiktaş'a da sevgim var ama ben Galatasaraylıyım. Bu sevgim hiç bir şekilde içinde nefret taşımıyor.

Milli Takım için söyleyeceklerin var mı?

Milli Takımın başında dünyanın en önemli antrenörlerinden biri var. Her zaman başarıya alışkın bir insan Fatih Terim... O yüzden başka bir şey demeye gerek yok. Buradan kendisine saygılarımı sunuyorum. Bugün, burada onun sayesinde varım...
Bu derece muzip çocuk, bu romantik şiirleri nasıl kaleme alıyor peki?
Yıllar sonra sizin çocuklarınız benim şiir kitaplarımı okuduğunda 'Bu adam hakikaten komik miydi?' diyecek. Bu şekilde anılmak istiyorum.

Ütopik bir hayalin var mı?

Bu işi Avrupa'ya taşımak. Başka insanları da güldürmek. Bilemiyorum ütopik bir hadise midir? Buna bence siz karar verin. Durduğum yer dahi, insanların gitmeyi hayal ettikleri yerden daha güzel olacak. O hedefe gidemeyebilirim. Fakat, sağa çektiğim yerin dahi hayranlık uyandırması lazım.

Sence aşk nedir?

Aşk benim hayatımdaki en büyük ve en güzel hadise. Yaşamımın küçük bir kesimini değil, tümünü derinden etkiliyor. Aşık olmadan yaşayamıyorum...
Sempatik, muzip, eğlenceli bir o kadar romantik genç Ceyhun Yılmaz ile birlikte geçirdiğimiz yaklaşık 1.5 saatin özeti işte böyle...

Röportaj: Saadet ÖZCAN
Fotoğraflar: Cengiz ERCAN

03.09.2007

Kaynak : Sporx.com

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ceyhunyilmaz.jforum.biz
 
Röportaj "Gözyaşlarımla stadı terk ettim"
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Bildiğimiz rockçıların isimlerini yazalım............
» Norm Ender RöportaJ
» kişisel ileti yazıları
» TRaBZoNSPoR MaRŞLaRı
» Ender Röportaj

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
CeyhunYılmaz :: Ceyhun Yılmaz :: Ceyhun Yılmaz Hakkında-
Buraya geçin: